Bazı ülkeler vardır, gitmeden önce onlar hakkında bir fikriniz olduğunu düşünürsünüz.
Rusya bunlardan biri.
Kızıl Meydan'ı fotoğraflardan tanırsınız. Aziz Vasil Katedrali'nin rengârenk kubbelerini mutlaka bir yerlerde görmüşsünüzdür. Kremlin'i haberlerden, St. Petersburg'u Çarlık Rusyası'nın hikâyelerinden, Hermitage'ı ise dünyanın en önemli müzelerinden biri olarak bilirsiniz.
Fakat Rusya'ya vardığınızda zihninizdeki bütün bu görüntülerin, ülkenin gerçek atmosferini anlatmaya yetmediğini fark ediyorsunuz.
Çünkü Rusya yalnızca gördüğünüz yapılarla değil; ölçeğiyle, tarihiyle, ihtişamıyla ve yarattığı atmosferle etkileyen bir ülke.
Moskova'nın görkemli meydanlarından St. Petersburg'un kanallarına uzanan bir yolculuk ise Rusya'yı tanımak için bana göre en güzel başlangıçlardan biri.
İlk Karşılaşma: St. Petersburg
St. Petersburg'a geldiğinizde ilk dikkatinizi çeken şey şehrin Rusya hakkındaki klasik beklentilerinize pek benzememesi olabilir.
Geniş caddeler, pastel renkli saraylar, köprüler, kanallar ve Neva Nehri...
Bir süre sonra neden St. Petersburg için zaman zaman “Kuzeyin Venedik'i” ifadesinin kullanıldığını anlamaya başlıyorsunuz.
Şehir, Büyük Petro'nun Avrupa'ya açılan bir Rus başkenti yaratma düşüncesinin izlerini bugün bile taşıyor.
Burada mimari yalnızca güzel değil; aynı zamanda gösterişli.
Bir köşeyi döndüğünüzde karşınıza çıkan saray, birkaç dakika sonra gördüğünüz katedral ve ardından Neva'nın kıyısında uzanan görkemli yapılar size sürekli aynı şeyi hatırlatıyor:
Bir zamanlar imparatorluğun merkezindesiniz.
Nevski Bulvarı'nda Yürümek
St. Petersburg'u anlamanın en güzel yollarından biri Nevski Bulvarı'nda yürümek.
Burası yalnızca şehrin önemli caddelerinden biri değil; St. Petersburg'un günlük hayatını gözlemleyebileceğiniz bir sahne gibi.
Tarihi binalar, kafeler, mağazalar ve şehrin simge yapıları birbirini takip ediyor.
Ben böyle şehirlerde programın dışında biraz serbest zaman bırakılmasını özellikle seviyorum.
Çünkü rehber size bir şehrin tarihini anlatabilir ama o şehrin ritmini bazen kendi başınıza yürürken keşfediyorsunuz.
Bir kafeye girin.
Bir kahve söyleyin.
Cam kenarında oturup birkaç dakika insanları seyredin.
Seyahatlerin en güzel anıları bazen programda yazmayan dakikalarda ortaya çıkıyor.
Hermitage: Bir Müze Değil, Başlı Başına Bir Yolculuk
St. Petersburg denildiğinde konuşmadan geçemeyeceğimiz yerlerden biri elbette Hermitage Müzesi.
Fakat buraya yalnızca “dünyanın önemli müzelerinden biri” diyerek gitmek yeterli değil.
Çünkü daha içeri girmeden Kışlık Saray'ın kendisi sizi etkilemeye başlıyor.
Salonlar arasında ilerlerken bir noktadan sonra yalnızca sanat eserlerine değil, içinde bulunduğunuz mekâna da bakmaya başlıyorsunuz.
Tavanlar...
Avizeler...
Merdivenler...
Altın detaylar...
Salonlar...
Burada birkaç saat geçirmek bile Çarlık Rusyası'nın ihtişam anlayışını anlamak için yeterli.
Sanata çok meraklı olmasanız dahi Hermitage'ın St. Petersburg seyahatinde görülmeye değer yerlerden biri olduğunu düşünüyorum.
St. Petersburg'da Akşam Başka Güzel
St. Petersburg'un en sevdiğim taraflarından biri şehrin günün farklı saatlerinde farklı görünmesi.
Gündüz sarayların ve tarihi yapıların detaylarını görüyorsunuz.
Akşam olduğunda ise köprüler, kanallar ve ışıklandırılan yapılar bambaşka bir atmosfer yaratıyor.
Özellikle Neva Nehri çevresinde biraz yürüyüş yapmak için zaman ayırın.
Fotoğraf çekin ama zaman zaman telefonu cebinize koyun.
Çünkü bazı manzaralar fotoğraf karesinden çok hafızada güzel kalıyor.
Peterhof: Çarların Dünyasına Açılan Kapı
St. Petersburg çevresinde zamanınız varsa Peterhof Sarayı ayrı bir deneyim.
Bahçeler, heykeller, çeşmeler ve sarayın ihtişamı Rus imparatorlarının dünyasını anlamak için belki de en etkileyici yerlerden biri.
Burada insan ister istemez şu soruyu düşünüyor:
Böyle bir sarayda yaşamak nasıl bir şeydi?
Özellikle bahçelerde yürürken Peterhof'u yalnızca hızlıca fotoğraflayıp geçmemek gerekiyor.
Biraz zaman ayırın.
Detaylara bakın.
Çünkü Rusya'nın hikâyesinin önemli bir bölümü zaten bu detaylarda saklı.
Ve Sonra Moskova...
St. Petersburg'dan Moskova'ya geçtiğinizde aynı ülkede olduğunuzu biliyorsunuz ama tamamen farklı bir şehirle karşılaşıyorsunuz.
St. Petersburg zarif ve romantikse, Moskova güçlü ve görkemli.
Burası insana daha ilk dakikadan büyük bir başkentte olduğunu hissettiriyor.
Geniş caddeler, anıtsal yapılar, modern gökdelenler ve Sovyet döneminden kalan mimari aynı şehirde yan yana duruyor.
Fakat Moskova'yla gerçek tanışma bence tek bir yerde başlıyor:
Kızıl Meydan.
Kızıl Meydan'a İlk Adım
Dünyada bazı meydanları daha önce yüzlerce kez görmüş olabilirsiniz.
Ama içine girdiğinizde yine de etkilenirsiniz.
Kızıl Meydan bunlardan biri.
Bir tarafta Kremlin duvarları, diğer tarafta tarihi GUM binası ve karşınızda rengârenk kubbeleriyle Aziz Vasil Katedrali...
Fotoğraflardan tanıdığınız bütün yapılar bir anda gerçek oluyor.
Ben burada hemen fotoğraf çekmeye başlamadan önce birkaç dakika meydanın ortasında durmanızı öneririm.
Etrafınıza bakın.
Çünkü burası yalnızca Moskova'nın değil, yüzyıllardır Rus tarihinin merkezindeki mekânlardan biri.
Çarlık döneminden Sovyetler Birliği'ne, oradan günümüz Rusya'sına kadar ülkenin tarihinin farklı katmanlarını aynı meydanda hissediyorsunuz.
Aziz Vasil Katedrali: Moskova'nın Kartpostalı
Kızıl Meydan'ın sonunda yükselen Aziz Vasil Katedrali'ni ilk gördüğünüzde neden Moskova'nın sembolü olduğunu anlamak zor değil.
Renkleri ve birbirinden farklı kubbeleriyle başka hiçbir yapıya benzemiyor.
Uzaktan bakınca neredeyse masalsı görünüyor.
Ama biraz yaklaşın.
Detaylarına bakın.
Moskova'da fotoğraf çekmek için tek bir yer seçecek olsaydınız, burası güçlü adaylardan biri olurdu.
Kremlin: Rusya Tarihinin Kalbine Girmek
Moskova'nın en önemli duraklarından biri kuşkusuz Kremlin.
“Kremlin” kelimesi çoğu insanın zihninde yalnızca Rus devlet yönetimiyle özdeşleşmiş durumda.
Oysa kompleksin içine girdiğinizde bambaşka bir dünyayla karşılaşıyorsunuz.
Katedraller, meydanlar, tarihi yapılar ve yüzyıllar boyunca Rusya'nın yönetim merkezi olmuş bir alan...
Burada Moskova'nın yalnızca modern bir metropol olmadığını çok daha iyi anlıyorsunuz.
Şehrin altında ve üstünde farklı dönemlere ait bir Rusya var.
Moskova Metrosuna Sadece Ulaşım Aracı Gözüyle Bakmayın
Moskova'da beni en çok şaşırtan deneyimlerden biri metro istasyonları.
Bir metro istasyonundan beklentiniz nedir?
Peron, tren ve birkaç yön tabelası.
Moskova'da ise bazı istasyonlarda avizeler, mermer sütunlar, mozaikler ve heykellerle karşılaşabiliyorsunuz.
Bazen bir metro istasyonundan çok sarayın içine girmişsiniz hissi oluşuyor.
Bu nedenle Moskova'da metroya yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek için binmeyin.
Bazı istasyonlarda inin.
Etrafınıza bakın.
Sonra tekrar trene binip devam edin.
Moskova'nın en ilginç keşiflerinden birinin yerin altında olduğunu görebilirsiniz.
Arbat Sokaklarında Biraz Kaybolun
Büyük meydanlardan ve görkemli yapılardan sonra Moskova'nın daha gündelik yüzünü görmek isterseniz Arbat çevresinde yürüyebilirsiniz.
Sokak sanatçıları, hediyelik eşya dükkânları, kafeler ve tarihi binalar şehrin daha rahat tarafını gösteriyor.
Burada acele etmeyin.
Rusya'dan küçük bir hatıra almak istiyorsanız matruşkalardan Sovyet dönemini hatırlatan objelere kadar pek çok seçenekle karşılaşabilirsiniz.
Ben seyahatlerde küçük objeler almayı seviyorum.
Çünkü yıllar sonra masanızdaki küçük bir hatıra sizi birkaç saniyeliğine yeniden o şehre götürebiliyor.
St. Petersburg mu, Moskova mı?
Bu soru bana sorulsa seçim yapmakta zorlanırım.
Çünkü aslında birbirlerinin alternatifi değiller.
St. Petersburg, sarayları, kanalları, köprüleri ve Çarlık döneminin ihtişamıyla daha romantik ve Avrupai bir karakter taşıyor.
Moskova ise Kızıl Meydan'ı, Kremlin'i, anıtsal mimarisi ve dev metropol enerjisiyle Rusya'nın gücünü ve ölçeğini çok daha yoğun hissettiriyor.
Bu nedenle ilk Rusya seyahatinde bence iki şehri birlikte görmek önemli.
Helixtur'un mevcut Rusya programlarının St. Petersburg'da üç, Moskova'da iki gece konaklamayı birleştirmesi de iki farklı şehir karakterini aynı seyahatte deneyimleme imkânı sağlıyor.
Rusya'ya Hangi Mevsimde Gidilir?
Rusya'nın tek bir doğru seyahat mevsimi yok.
İlkbahar ve yaz ayları daha uzun günler ve açık havada şehirleri keşfetme imkânı açısından avantajlı.
St. Petersburg özellikle uzun yaz günleriyle çok farklı bir atmosfere kavuşuyor.
Sonbaharda ise parklar ve geniş bulvarlar sarı ve kızıl tonlara bürünüyor.
Kışın Rusya tamamen başka bir ülkeye dönüşüyor.
Kar altında Moskova, ışıklandırılmış meydanlar ve kış atmosferindeki St. Petersburg gerçekten etkileyici olabilir; ancak soğuk hava için doğru kıyafetlerle hazırlanmak gerekiyor.
Dolayısıyla seçim biraz da görmek istediğiniz Rusya'ya bağlı:
Sarayların ve parkların Rusya'sı mı, yoksa karlar altındaki masalsı Rusya mı?
Rusya Turuna Çıkmadan Önce Küçük Tavsiyeler
Rusya seyahatinde rahat bir yürüyüş ayakkabısı önemli. Moskova ve St. Petersburg büyük şehirler ve en güzel deneyimlerin önemli bir kısmı yürürken karşınıza çıkıyor.
Mevsim ne olursa olsun hava durumunu seyahatten hemen önce kontrol edin ve katmanlı giyinmeye uygun parçalar götürün.
Serbest zamanlarınız için görmek istediğiniz birkaç noktayı önceden kaydetmek de faydalı olacaktır.
Ama programınızı tamamen doldurmayın.
Çünkü Moskova'da bir metro istasyonunda birkaç dakika fazla kalmak veya St. Petersburg'da Neva kıyısında plansız bir yürüyüş yapmak bazen seyahatin en güzel anına dönüşebiliyor.
Rusya'yı Neden Organize Bir Turla Gezmek Mantıklı?
Rusya gibi Moskova ve St. Petersburg olmak üzere iki büyük şehri aynı seyahatte görmek istediğiniz destinasyonlarda ulaşım, konaklama, şehir turları ve şehirler arası geçişlerin birlikte planlanması seyahati ciddi ölçüde kolaylaştırıyor.
Özellikle ilk kez Rusya'ya gidecek bir gezgin açısından, ana noktaların organize edilmiş bir program içerisinde görülmesi ve kalan zamanın kişisel keşiflere ayrılması dengeli bir seyahat modeli oluşturuyor.
Helixtur'un güncel programlarında İstanbul çıkışlı, 5 gece 6 günlük St. Petersburg & Moskova rotaları, panoramik şehir turları ve farklı havayolu seçenekleri bulunuyor.
Rusya'dan Dönerken...
Seyahatin sonunda telefonunuzda yüzlerce fotoğraf olacak.
Kızıl Meydan...
Aziz Vasil'in renkli kubbeleri...
Kremlin...
Moskova metrosunun görkemli istasyonları...
St. Petersburg'un sarayları...
Neva Nehri...
Hermitage...
Ama zaman geçtikçe fotoğraflardan başka şeyleri hatırlamaya başlayacaksınız.
Kızıl Meydan'a ilk çıktığınız anı.
St. Petersburg'da bir kanalın kenarında yürürken gördüğünüz manzarayı.
Moskova metrosunda trenden inip şaşkınlıkla tavana baktığınız o birkaç saniyeyi.
Neva kıyısında geçirdiğiniz bir akşamı.
İyi bir seyahat zaten biraz da böyle değil midir?
Eve yalnızca fotoğraflarla değil, anlatacağınız hikâyelerle dönmek...
Moskova'nın görkeminden St. Petersburg'un zarafetine uzanan bu yolculuğu siz de yaşamak istiyorsanız, Helixtur Rusya Turları arasından seyahat tarihinize uygun programı inceleyebilirsiniz.
Çünkü Rusya uzaktan bakıldığında merak uyandırır.
İçine girdiğinizde ise bambaşka bir hikâye anlatır.
https://www.helixtur.com/turlar/rusya-turlari
Rusya Turları: Moskova & St. Petersburg Gezi Rehberi | Helixtur
Moskova'dan St. Petersburg'a Rusya'yı keşfedin. Kızıl Meydan, Kremlin, Hermitage, saraylar ve Rusya seyahati için önemli ipuçları Helixtur gezi rehberinde.
Rusya TurlarıMoskova TurlarıSt. Petersburg TurlarıMoskova St. Petersburg TuruRusya TuruRusya Gezi RehberiRusya'da Gezilecek YerlerMoskova'da Gezilecek YerlerSt. Petersburg'da Gezilecek Yerler

